RAUF

Haber Türk - Kadir Kaymakçı: 'RAUF'

Zana- “Pembe renktir.”
Rauf- “Biliyorum ama hangi renk?”
Zana- “Pembe renk işte...”
Rauf- “Ama hangi renk?”
Zana- “Kırmızı gibi, yeşil gibi bir renk işte...”
Rauf- “Sen de bilmiyorsun hangi renk...”
Zana- “Biliyorum...”
Rauf- “Bilmiyorsun...”

Bir at arabasının üstünde ‘hayatının aşkına’ “Pembe nedir?” diye soran 9 yaşındaki Rauf’la tanıştırayım sizi.
Gecenin karanlığını mermi izlerinin aydınlattığı, karlı bir dağın eteğindeki köyünde, gaz lambasının titrek ışığında küçük bir odada annesinin dizinde uyurken patlayan bomba sesleriyle nefes nefese uyanan Rauf bu.
Geçenlerde öğretmeni sınıftan kovdu Rauf’u. O da bir daha okula gitmeme kararı aldı.
Şimdi kapı pencereden daha çok tabut yapan marangoz ustasının yanında ölümün burnunun dibinde hayat ve‹aşkla tanışıyor Rauf.

Ustasının 20 yaşındaki kızı Zana’ya daha ilk görüşte vuruluyor vurulmasına da aşk nedir bilmiyor Rauf.
Kankaları Bedo ile Zeman’a soruyor bir kayanın üzerinde oturmuş uçsuz bucaksız boşluğa bakarken:
“Âşık nasıl olunuyor?” “Heyecanlanırsın.” “Heyecanlandım.” “Gülersin...” “Güldüm.” “Nefes alamazsın...” “Nefes alamazsam ölürüm.” “Nefes almadan yaşayabilirsen âşık olursun...”

Birkaç gündür bir görevi var Rauf’un. Zana’ya kasabadan pembe renkli bir elbise alması gerek. Ama hiç pembe renk görmemiş Rauf. Etrafında kime sorsa pembeyi biliyor. Zana biliyor pembenin ne renk olduğunu, ustası biliyor. Her gün onu işe getirip götüren minibüsün şoförü bile biliyor.
Ama Rauf bilmiyor.
Kimse de anlatamıyor Rauf’a pembenin ne renk olduğunu.

Bir süredir ‘Yarının Sınırında’ filminde her gün kazanamayacağı bir savaşın orta yerine uyanıp, bıkmadan usanmadan ölüp duran Binbaşı Cage gibi nefes nefese kalkıyorum yataktan.
Başı sonu olmayan gri bir dünyanın orta yerinde pembenin ne renk olduğunu bilmeyen Rauf gibi duruyorum bir başıma...
Bir rengin, pembenin, aşkın peşinde oradan oraya dolaşırken ağır ağır büyüyüp bıkmadan usanmadan tabut yapan ustasına dönüşen 9 yaşındaki Rauf gibiyim bir süredir...
“Gönlümün bayramları şenliği söndü!”

Soner Caner’in yazdığı ve Barış Kaya’yla birlikte yönettiği ‘Rauf’ filmi ilk olarak şubatta Berlin Film Festivali’nde seyirciyle buluşmuştu. 7 Nisan’da başlayacak olan İstanbul Film Festivali’nde gösterilecek.
Siz de pembenin ne renk olduğunu unuttuysanız ne yapıp edip Rauf’u izleyin...
Her sabah pis, puslu bir griliğe uyandığımız şu günlerde dünyaya Rauf’un gözleriyle bakmaya ihtiyacımız var.
Hepimizin ne renk olduğunu bilip de anlatamadığımız pembe gibi bu hayat...
İçinde yaşayıp gidiyoruz da ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Siyah-beyaz bir dünyada pembeyi bulunca Zana’nın kendisine âşık olacağına inanan Rauf’un saflığı tüm ihtiyacımız olan...
Ne eksik ne fazla...
Ne yaparsak yapalım boyumuzu aşıp giden şu hayatta pembeyi aramaktan hiç vazgeçmemek gerek...